Bu maçın, bu galibiyetin anlamını kavramak için gerçekten İspanya’nın basketbolda ne olduğunun, kim olduğunun farkına varmış olmak gerek. Efendim bir “İspanya formsuz” lafıdır geziyor, Litvanya hazırlık maçına kadar inanılmaz durumdalar deniyordu; böyle bir takımın ivme kazanması için çok uzun sürelere ihtiyacı yoktur, ihtiyaç duydukları motivasyon için de 2 günlük ara ve çeyrek final hırsı yeterliydi. Yani bu maç turnuvanın en zor maçıydı, bundan daha iyi bir takımla oynamayacağız turnuva sonuna kadar zaten. Eğer daha iyi bir takımla oynarsak da bu yine İspanya olur, onların daha iyi halleri olur. Böyle bir takımı yendik bugün, müthiş eksiklere rağmen yendik hem de, izah edelim: 1- Hidayet sakat, savunmada standardı belli ama hücumda fazlasıyla etkiliyordu onu bu sakatlık. Bir de rakibin kadro yapısı sebebiyle kendisine ters gelebilecek oyuncularla eşleşti, yanlış hatırlamıyorsam 2 sayıyla bitirdi. Hidayet’in 2 sayıyla bitirdiği maçta İspanya’yı yenmek? 2- Ömer Onan sakat, bir hastalık belası musallat olmuş gidiyor bizim aslan parçasına. 14 dakika süre alabildi, savunmada o da görevini yaptı ama skor üretemedi. 3- Engin sakat, Kerem de öyle. İkisi de kısıtlı süreler alabildi, Kerem zaten belli bir yerden sonra hiç oyuna giremediğinden Engin’in süreleri arttı, yoksa onun da o kadar oynayacak hali yoktu. Kerem özellikle, oynadığı sürelerde hücumda çok önemli katkı verdi. 4- 23% 3 sayıık atış yüzdemiz vardı, ilk 3 maçın ekstra adamı ve eldeki guardların sakatlıklarıyla olmazsa olmaz adam olan Ender 0-5 ile oynadı dış atışlarda, boş atışları kaçırdı. 25 dakika ile takımın en çok süre alan oyuncularından biri olmak zorunda kaldı, özellikle 2. yarıda kendisini mecburiyetten idareli kullanamadık. 5- İspanya maça hücumda müthiş başladı, 5 dakikada yine yanlış hatırlamıyorsam 14 sayı üretmişlerdi, maçı 61 sayıyla tamamladılar. Onlar da çok boş kaçırdılar ama savunmamız müthişti. Peki ne yaptık da kazandık, onu da kendimizce izah edelim: – Bir kere Ömer Aşık kaldığı yerden devam etti, Gasol’a kan kusturdu, hücumda da müthiş katkı yaptı. Oğuz erken faul alınca eyvah dedik ama bu sefer de Tanjevic’in 2 maçtır, ısrarla yaptığı yatırımın karşılığı ortaya çıktı. İspanya’nın müthiş uzunları arasında Semih 11 sayı, 6 ribaund, 2 top çalma istatistikleri tutturdu, 24 dakika sahada kaldı! – Navarro’yu bezdirdik, müthiş başlayan Rudy Fernandez’i de değişken savunmalarla yorup oyundan düşürdük. 23 sayı attılar, Fernandez ortalamasını tutturdu ama Navarro kurudu kaldı. – Sırbistan’ın savunmasıyla İspanya’yı çok bozduğunu söylemiştim ki o maçta İspanya’nın çok faul kaçırmasının da etkisi vardı 57 sayıda kalmalarında, şut yüzdeleri de bugünkünden de düşüktü. Bugün daha önemli, daha hedef maçı olarak görülebilecek maçta onları sadece 60 sayıda tuttuk. Gasol 16 sayı attı ama fena dayak yedi pota altında bizimkilerden, bu maçı hatırlamak istemeyecektir. – Kısaların 12 ribaundluk bir katkısı oldu, özellikle kritik anlarda havuza düşen topları, şans toplarını topladık; kilit noktalardan biriydi. – Yine tempoyu biz ayarladık, kontrolün kaçmasına izin vermedik. Geri düştük ama yakaladık, öne fırladık ve yakaladılar ama oyundan düşmedik. Şimdi 3-0 oldu, bundan sonra alınacak 1 galibiyet kuvvetle muhtemel bizi grupta lider yapıp öteki tarafın dördüncüsüyle eşleştirecek. Daha da ilginci, rakipleri birbirlerine kırdırtıyor olacağız. Bu grupta İspanya ve Sırbistan’ın 3-4 olmaları, öteki taraftan gelece Fransa ve Yunanistan ile erken eşleşmeleri anlamına geliyor. Mesela erken bir Yunan-İspanya eşleşmesi şahane olurdu. İnanılmaz bir galibiyet aldık, inanılmaz bir takım yarattık. Gerçekten bu kadar sorunlu bir ortamda böyle bir takımı geçebilmek, döve döve geçmek çok anlamlı. Dediğim gibi 2 maçta 1 galibiyete ihtiyacımız var şimdi, sonrası çok ama çok güneşli. Ne Hırvatistan ne de Rusya bu ayarda takımlar değiller; ekolleri saygıyı ve dikkati fazlasıyla hak ediyor olsalar da… Ben 25 yaşındayım, 2001 de dahil olmak üzere bu kadar heyecan verici bir takım görmedim. Fenerbahçe’nin oyuncularının performansı da bunda etkili, itiraf edeyim. Not: Herkes “gördünüz mü Semih’i?” diyor, “Semih’e laf söyleyenler nerede?” deniyor. Ben buradayım, halen de konuşurum. Biz rahatsız mıyız Semih’e durduk yere sallayalım? Semih sadece bu turnuvaya kötü başlamadı, bu tür keskin düşüşleri ve çoğu zaman sinir bozucu olan konsantrasyon eksiklikleri sıklıkla gösteriyor. Kendi yeteneğinin farkında olmalı, ona göre iş disiplini olmalı ve oyununa böyle bakmalı. Eğer bunu yaparsa sadece 2-3 maçın kahramanı olarak anılmaz, tüm Avrupa tarafından kabul edilen taş gibi bir uzun olmak onun elinde. Yoksa 2-3 ay sonra yine aynı yazılar yazılır aleyhinde… Not 2: Son topu kullanan Llull’e, ona o topu kullandırtan İspanya kenar yönetimine sevgiler… Scariolo’nun son turnuvasıdır bu… Tebrikler beyler…
Markomilic

