20092009395BŞB maçı benzeri maçlar oyuncular açısından konsantrasyon olunması zor maçlardır. Rakibiniz bir hafta önce 6 gol yiyerek yenilmiş, siz ise Perşembe günü UEFA kupasında yıpratıcı bir maçtan yenik ayrılmışsınız. Bu sonuçlara bir de BŞB’nin Fenerbahçe’ye ters gelen bir takım olması gerçeği eklenince açıkçası tedirgin olmamak mümkün değildi.
Bütün bu handikaplara rağmen 34. Dakikada kalabalık BŞB defansını Wederson’un golüyle aşarak 1-0 öne geçtik. İkinci yarı takımımız yorgunluk emareleri göstermesine rağmen, pozisyon vermeden skoru koruyarak maçı tamamladık. Bu skorla 1964-65 sezonundaki en iyi başlangıç rekorumuzu egale ettik.
Bayram olmasına rağmen tribünlerdeki büyük boşluklar dikkat çekti. Özellikle Migros kale arkasını boş görmek her Fenerbahçe taraftarını üzüyor. Yönetimimizin bir kez daha boş tribünlere bakarak bilet fiyatı politikalarını gözden geçireceğini umuyoruz.
Tribünlerimizin Twente maçındaki tutukluğunun da devam ettiğini söylemek mümkün. İlk yarının başlarında kısa bir süre yapılan coşkulu tezahürat maalesef devam ettirilemedi. Maratonda yaşanan karışıklıklar tezahüratların zaman zaman kesilmesine neden oldu. Bu anlarda devreye giren ve maçın son dakikasına kadar coşkusunu eksiltmeyen okul tarafı kale arkası tribünü kutlamak gerekir.
Bir cümlede İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne söylemek gerekiyor. Seyircisiz bir takıma milyonlarca dolar harcanmış harcanıyor. Belediyenin asli görevi bir futbol takımını finanse etmek midir, yoksa olası doğal afetlere karşı şehrin alt yapısını güçlendirmek midir? Büyükşehir Belediye seyircisiz bir takıma bu kadar para dökene kadar İstanbul’un alt yapısını güçlendirse belki de sel felaketine bu kadar can vermezdik.

VAMOS BİEN