Bursa deplasman kısa gibi durur ama aksine çok uzundur. Bir deplasmanda yaşaman gereken herşeyi yaşatır sana. Biletin sıkıntı olur, polisin gözetimi olur, eskortu olur, kapı kırması olur, biber gazı, taşı sopası olur…olur da olur yani. İyi bir kamptır bursa deplasmanı.
Birgün öncesinde deplasmana gidecek kadro Twente için pankart yapmak için tüm gününü stad da harcıyordu. Hemde bursa maçından önce, ziyaretimize gelen bursalı “heyecanlı” arkadaşları da memnun ediyordu!
Pazar sabahına sözleştikten sonra elimizde biletler olmadan Grup CK ile aynı otobüste yolculuğumuza başladık. Erken çıkıyorduk yola ve biletsizliğimize CK’da bizimle birlikte eşlik ediyordu, sağolsunlar. Vapura bindiğimizde Aziz başkan hemen üstümüzde duruyordu. Bi ara kaptandan çaylarda geldi. Ama başkana çektiğimiz “parasıyla değil mi başkanın, yokmudur bilet çözümü?” sinyali sonuçsuz kalmıştı. Olsun öyle böyle de gidiyoruz.
Bursa girişine geldiğimizde, polis tarafından alıkoyulduk ve bi arama, bekletme süresinden sonra, “toplama kampı”nda beklemeye başladık. Biletleri çözmek lazımdı, 2-3 birşeyler yemek içmek lazımdı. uzun bir süreçte oldu bunlar tabi, arada yapılan sohbetler, makaralar bizi ayakta tuttu. Lakin, enerjimizin bir bölümünü burada bıraktık.
Artık toplama kampından çıkıp, tribüne kavuşacağımız yere doğru yol almaya başlamıştık. Şunuda söylemeden etmeyim, dün bursa’da bütün tribüncüler eksiksiz yer aldılar. Çok sıkı geldik yani.Ölümüne!
Bir şekilde biletleri çözüp tribün girşinde buluştuğumuzda, kapılardaki izdiham görülmeye değilmiyordu açıkcası. Orda da kapılar zorlanıp açılınca sıkıntı kalktı, ama fazla zorladılar bizi.
İçerisi çok kalabalıktı, 900 kontenjan ama 2000 kişi vardı içerde. Dedim ya herkes oradaydı. Taraftar motive edilirse küstürülmezse bizi nelerin beklediğini görüyoruz işte. Sonuç güzeldi. Ben tribündeyken, bizim grubun performansını beğendim, ama genel tribün pek iyi gelmemişti. Lakin internette yapılan yorumlara bakınca baya efsane bir deplasman performansı göstermişiz. demekki iyi olsak nasıl olurdu acaba?
Maçı da kaptanımızın golüyle kazanınca değmeyin keyfimize.
Maçtan sonrası da eziyet oldu biraz ama olsun, bize eziyet değil aslında, münferit taraftar sıkılıyor, yoruluyor. Tribüncü adama birşey olmaz. O heryerde takımını temsil eder.
Neşemiz bol paramız azdı ama hakketen çok tadında bir deplasman yaşadık. O kadar eğlendikte ve hiç içki içmediğimiz halde.
Dönüşte de köfteci güzeldi, kilo ile köfte yedik hem ucuz hem leziz.
Darısı diğer deplasmanların başına artık. Antalyaya hazır olun.
Özel teşekkürlerim ise, bilet konusunda Bursa’dan bize yardımcı olan Alican ve Nezire, renkdaşlarımız CK’ya ve haftasonunu en büyük sevgilisine harcayan tüm arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. Yürüyecek daha çok yolumuz var, omuz omuza girelim ve bizi kimse yıkamasın.
VAMOS BIEN

