Sezon başlarken Fenerbahçe Acıbadem’i izlemenin zevk vereceğini zaten biliyorduk. Bunun yanında ilk maçta Galatasaray karşısında alınan ezici galibiyetin belki de rakip takımın yeniliğinden, oturmamışlığından kaynaklanmış olabileceğini düşünmüştük. Eczacıbaşı maçı gerçek bir ölçek oluşturacaktı sezon boyunca göreceğimiz performansı tartabilmek için. İlk seti izlerken geçen seneki gibi kafa kafaya gidecek bir çekişme olacağı düşüncesi belirdi izleyenlerde. Takımımızda hata oranı yüksek olmasına rağmen setin uzağına düşülmedi ve son sayılara girerken Fener vitesi bir daha indirmemecesine yükseltiverdi: ilk setin ardından oyuna mutlak biçimde domine edilen ikinci set geldi -bir ara skor 19-07a (toteme inananlara) gelmişti; üçüncü sete asılmaya çalışılan Eczacıbaşı’na rölantide bir oyunla yanıt verildi ve gerektiği anda inisiyatif alındı ve maç stressiz biçimde bitirildi.
Türkiye Ligi’nin bir kaç gömlek üzerinde bir takım ile karşı karşıyayız duygusu belirdi izleyenlerde. Set vermeden şampiyon olur muyuz gibi bir şakalaşmalar döndü tribünde. Tabii ki, gidişatı daha belirgin biçimde görmek için bir kaç maça daha ihtiyaç var ama şimdiden avrupa kupası üzerine tasavvurlar işlemeye başladı bile.
Gamova gibi extra-klas bir oyuncuyu ve yeni oluşan takımı çıplak gözlerle seyretmek amacıyla haftaiçi bir gün olmasına rağmen sarı-lacivert renklere gönül vermiş seyirciler Burhan Felek’i tamamen doldurmuştu. Bu tablo da ayrıca gurur verici bir görüntü oldu. Liseli GFB’liler tezahüratları sürüklediler ama aynı zamanda voleybol maçı seyrettiklerini kendilerine hatırlatacak ağabeylere ihtiyaç duyduklarını da gösterdiler. Bu konuda hassasiyet gösterip ağırlık koyan Grup Lacivert’ten arkadaşlara teşekkür ediyoruz.
Bu kızları izlemeye devam edeceğiz!
VAMOS BIEN

