Sivas deplase hikayesi, yollar Fenerbahçe’yi fısıldadı…
Sayıları çıkardık, paraları biriktirdik ve bir deplasman için daha hazır olduk.
Ailelerin, “aman oğlum kar vardır oralarda” baskısından alınan izinlerden, haftasonu çalışmak zorunda olanların binbir stresle aldıkları izinlerin ardından, artık Fenerbahçe aşkıyla yollara düşmemek için bir neden kalmamıştı. Cumartesiyi pazara bağlayan saatlerde, yolların bize memleket olduğu o başlangıçta, kalbimizin en orta yerinden, Kadıköy’den, Salı Pazarı’ndan otobüslere binmiştik. İstanbul’dan toplamda üç otobüs ve üç minibüs yola çıkılmıştı.
Boluya kadar acil ihtiyaçlar dışında mola vermedik, Bolu’da ise biten erzaklarımızı tekrardan temin edip, ara ara durarak Yozgat’a kadar devam ettik. Yozgat’ta kahvaltımızı edip, Sivas il sınırında bizi karşılayıp konvoy oluşturacak polislerin kontrol noktasına geldik. Burada çay ve su gibi ihtiyaçlarımızı karşılayıp, geceden hiç kesmeden devam eden makaralarımız ve bestelerimiz ile Sivas stadına doğru yol almaya başladık.
Pankartları asma, takımı çağırma falan derken, maça hızlı bir giriş yapmıştı futbolcular. İlk golu bulduktan sonra farkın açılacağını düşünmüştük ama Mehmet Yıldız kendi çabasıyla attığı gol ile sevinçlerimizi ikinci yarıya devretmişti. İkinci yarı hem tribün hemde futbolcular kendinden geçmiş, şampiyonluğun meşalesini o anda yakmaya başlamıştı. İkinci yarıdaki gibi bir taraftar ve futbolcular olduğu sürece bu takım üç kupayı alır getirir bize.
Maçtan sonra, Sivaslıların erken dağılmasından dolayı, polis bizleri erken çıkardı ve güzel bir saatte dönüş yoluna girdik. Kazasız belasız bir yolculuktan sonra İstanbul’a geldiğimizde, kimimiz evimize, kimimiz yurda, kimimiz ise işine huzurla yola koyulmuştu.
Fenerbahçe aşkının peşinden sürüklediği bu insanlar, Manisa için söz veriyordu. “Şampiyonluğa az kaldı!”
Manisa da görüşmek üzere…







