Öncelikle şunu belirtmek lazım ki salonda inanılmaz bir sıcak vardı, nefes almakta zorlanıyorduk, oyuncuların mücadelesini takdir etmek lazım. Galatasaray üst düzey bir kadroya sahip değil ama günlerinde olmaları durumunda tehlikeli bir ekip olmalarını sağlayacak oyuncuları var, hele ki rakibin takım savunması da üst düzey değilse bu tehdit artabiliyor. Bu isimlerinden biri (Simas) hariç skor üretebildi Galatasaray ama düşük yüzdeli hücumları onların oyunu sürekli geride götürmelerine sebep oldu. Fenerbahçe maçı çok erken koparabilirdi, 17 hücum ribaundu ve savunma sıkıntıları buna engel oldu. G.Saray uzunlarının fazla skor üretmesi eşleşme sorunlarıyla izah edilebilir ama verilen hücum ribaundlarının sayılarının fazlalığı başta Semih olmak üzere Fenerbahçe uzunlarının oyun içi konsantrasyonlarının fazlasıyla dalgalanmasıyla alakılıydı.
Tanjevic’in kadroyu kullanış şekli hepimiz için bilindik artık, hamlelerine çok fazla şaşırmıyoruz ama yine de (özellikle) takım savunması dengesini bozacak hamleler enteresan geliyor. Greer-Damir-Giricek üçlüsünün aynı anda sahada olması fazla lüks mesela, gerçi bunda bu maç için Kinsey ve Serhat gibi iki dengeliyici oyuncunun yokluğunun da etkisi vardı elbette.
Ukic çok önemli bir oyuncu, Ömer gibi bir ateşleyici ve Emir gibi oyun zekası yüksek bir forvetle birlikte takıma enteresan bir kimlik kazandırıyor ki onlarla birlikte daha da kıymetlenen Kinsey de bu gruba eklenebilir. Bu takımın EL’de istediği seviyeye gelmesi için karakterli bir takım olması gerekiyor ve elinde de bunun için yeterli malzeme, en azından temel var. Şimdilik Ukic için “umarım gelecek sezon da kalır” diyelim, kadro yapılandırmasıyla ilgili konuşmak için sezon sonunu bekleyelim. Bir yanda EL’de yaşanan facia, diğer yanda ligde kazanılmayı bekleyen bir kupa; konuşurken, en azından sene sonuna kadar, bu aradaki dengeyi gözeterek devam etmek gerek.
Son bölümde de Ömer Onan’ın adını, tekrardan ve ayrı bir şekilde anmak gerek. Savunması ve hırsı ile her daim farklı bir oyuncu olmuştu Ömer ama yaşı ilerledikçe hücumunun da ciddi şekilde üstüne koyduğundan bahsetmek gerek. Bir Langdon istikrarıyla atmıyor belki ama skor katkısı da muazzam. Elini attığını kurutan bir savunmanın yanına hatır sayılır bir şut yüzdesini de ilave etti, 2 numara sıkıntı çeken memleketin önce elindekine daha sıkı sarılması gerekiyor. Ailecek seviyoruz, severek izliyoruz…
Not: Maç tribün açısından temiz geçti, bundan daha temizi, hele ki ilk maçtan sonra olmazdı. Buna rağmen maç sonunda koşarak soyunma odasına giden G.Saray oyuncuları dışarıdan epey komik gözüktüler.
Not 2: Sıkıntıları-sorunları biliyoruz, bu seneki EL başarısızlığını unutmak mümkün değil ama içeride halen kazanacak bir kupa var. Bu maçta salona gelen taraftar sene sonunda kupa getirir, en azından getirmek için elinden geleni yapar. Gidiyorsak, içimizde o heves varsa veya kalmışsa sene sonuna kadar da gidelim.




