fenerbahce_voleykupa01

Fenerbahçe bir spor kulübüdür” diyoruz, kulüp de yıllardır faal olduğu branşlarda özellikle son dönemde yaptığı toplu atakla bu gerçeğin altını daha kalın bir şekilde çiziyor. Futbolda aranılan başarıların büyük çoğunluğu, istikrarlı bir şekilde “amatör” branşlardan geliyor durumda. Bu tabloya rağmen kanayan yara ilgi azlığı ve üzgünüz ki her seferinde benzer şeyleri konuşmak durumunda kalıyoruz.

Dün Fenerbahçe Erkek Voleybol Takımı final serisi ilk maçında ‘evinde’ Ankara ekibi Ziraat Bankası’nı ağırladı. Tribünlerdeki dağılımına baktığımızda takım elbiseli banka çalışanı sayısı, Fenerbahçe formalı insan sayısından çok daha fazlaydı. İstanbul’daki Fenerbahçe taraftarı için her zaman mutlaka bir mazeret oluyor; takım kötü, Abdi İpekçi uzak, koç sıkıntılı, saat ters, trafik felaket, gün uygun değil… Peki bunların hangisi, en üst seviyede mücadele eden ve şampiyonluğa koşan sarı-lacivert formaların maçına 200-300 taraftar çekememenin mazereti olabilir? Evet, saat kötüydü ancak Anadolu Yakası’nın en merkezi yerlerinden birine, bir önceki cümlede verdiğimiz sayıda taraftar toplayamaz mı koca Fenerbahçe?

Düşünün ki dün salona çıkan Fenerbahçe voleybolcularından birisiniz; bütün bir sezon emek verip finale kadar gelmişsiniz ve üstelik bunu, kendinizden daha büyük bütçeli müessese takımlarına karşı başarmışsınız. Yalnızca derbi maçlarına taraftar gelir, en azından bu seriye gelirler diye beklersiniz; üstelik kızlara gösterilen ilgi de gözünüzün önündedir. 1 gün önce aynı salona gelen kişi bu sefer gelmez, kırılırsınız. Evet, futbol odaklı ülkede futbol dışı branşların ilgi çekebilmesi halen çok büyük bir sorun olsa da bunu kırmaya en büyük aday olduğunu savunduğumuz Fenerbahçe taraftarının, üstelik önünde ‘başarı’ motivasyonu da varken takımına sırt çevirmesi kabul edilebilir bir durum değil.

Maça gelince; ilk 2 sette müthiş servis hataları ve köşe oyuncularının tutuk oyunlarıyla geriye düşen bir Fenerbahçe vardı. Ziraat Bankası iyi ve ters bir rakip, lig ve kupada yaşanan önceki eşleşmeler de bunun göstergesiydi; dün Fenerbahçe’yi bu şekilde yakaladıktan sonra 2 seti rahat geçerek moral ve skor avantajını ceplerine koydular. Bu dakikadan sonra devreye voleybolun belki de en büyük özelliklerinden biri olan ‘değişkenlik’ girdi, her setin ayrı bir hikayesi olan bu oyunda Fenerbahçe geri döndü. 3 ve 4. Setlerde ortaya konan direnç maçı son sete taşıdı. 5. Sette 11-8’lik Ziraat üstünlüğünü görenler maçın Ankara ekibinin lehine neticeleneceğini düşünseler de son sözü söyleyen yine Fenerbahçe oldu.

Şimdi 2 maç Ankara’da, “buradan 1 galibiyet dahi çıkarmak Fenerbahçe için avantaj olacaktır” normal şartlarda; “normal şartlarda” diyorum çünkü bunu söyleyebilmek için İstanbul’da bir saha-taraftar avantajından söz edebilmek gerekiyor. Ankara’daki Fenerbahçeliler’in takımlarını daha sıkı kucaklayacakları ve mutlu sonun yaklaşacağı, belki de yakalanacağı 2 maç diliyoruz.

Fenerbahçe taraftarının çok ciddi şekilde vicdan muhasebesi yapması gerekiyor, takımını şampiyonluğa yürürken bile yalnız bırakmak bu taraftara hiç yakışmıyor.

Takıma da tekrardan tebrikler ve başarılar; resimdeki mutluluğu tekrar yaşamalarını ve yaşatmalarını sabırsızlıkla bekliyoruz…

VamosBien