efes_fb_2005Hiç alışık olmadığımız bir Ayhan Şahenk maçıydı; Fenerbahçe çok yüksek yüzdeyle atarken Efes’in dış şut yüzdesi felaketti (1/15 3 sayı). Ukic’in yönetiminde daha bir takım gibi Fenerbahçe, daha özgüvenli ve daha kontrollü, hücumda da elini güçlendiriyor Hırvat oyuncu kenar yönetiminin. Sene boyunca sakatlıklar ve sorunlarla boğuşan takım, koç sorununa rağmen kadro tam olarak kullanılabilir hale geldikçe daha çok oturuyor, roller de netleşiyor. Ukic direksiyonda, Vidmar pota altındaki pis işçi, Kinsey takımın tavşanı, gibi gibi… Sorunsuz ya da mükemmel bir takım değil Fenerbahçe, hatta iyi isimlerden kurulu kötü bir takım ancak mevcut kadro bu seriyi götürebilecek kalite ve kıvamda gözüküyor.

Tekrar bu maçın özeline gelecek olursak; yüzdeli attı Fenerbahçe, seçiciydi 1-2 istisna dışında şutlarda. Şut sokmak biraz da özgüven, isteme ve maç konsantrasyonu işi… Bu seriye tahmin ettiğimiz üzere farklı bakmış Fenerbahçeli oyuncular, savunma sertliğinin yanı sıra bunun ödülünü hücumdaki yüksek yüzdeyle de aldılar. Ukic kadar Kinsey de olumlu katkı yaptı, muazzam ribaund desteği sağladı.

Efes çok düşük yüzdeyle attı, bunu da kesinlikle belirtmek gerek; bu kapasitede bir takımın aynı yüzdeyle 2. bir maç çıkarması pek muhtemel gözükmüyor. Yine de Fenerbahçe’nin savunma sertliği, Greer’in bile her topa elini sokan mücadelesi Fenerbahçe adına çok ama çok önemli. Efes’te de tam tersi görüntü hakimdi, onlar hakkındaki bu analizi taraflı gözle yapmak belki çok doğru olmaz ama sahada gördüğümüz 2 takım arasında ciddi bir açlık farkı vardı. Bir de rakip takım çok huzurlu görünmüyor, tribüne çıkan isimler, sene içinde yaşanan gitti-gidecek muhabbetleri vs… Sonuçta bu bir takım oyunu, takım olmak lazım, her şey kağıt üzerindeki gibi olmuyor ki bu konuda başlarında da çok sabıkalı bir koç var.

Fenerbahçe-Efes serileri sahiden çok farklı, hemen her maçın kendi içinde ayrı senaryosu oluyor. Bu maça bakan insan “Fener süpürür” diyebilir, bir maç sonra çok farklı şeyler konuşabiliriz. Ancak ilk maç gösterdi ki bu serinin galibini “daha çok istemek” belirleyecek. Oyuncuların istediği belli, Fenerbahçe cephesinde sıra taraftarda. 2. maça daha çok ilgi göstermeliler; “Dünyanın en büyük spor kulübü” diyoruz salonlarda, dünyanın en büyük spor kulübü şampiyonluk maçını 100-200 kişiye oynamaz.

Serinin ilk maçı tarihe, Ayhan Şahenk’teki en rahat Fenerbahçe galibiyetlerinden biri, Ergin Ataman’ın 4 kısa silahının tutukluk yaptığı ve 1000 kişiye oynanan final serisi maçı olarak geçecek. Tekrar etmekte fayda var; Efes kuvvetle muhtemel bir daha bu kadar düşük yüzdeyle atmaz ancak Fenerbahçe’nin aynı sertliği onları bir parça öne çıkartır hatta çıkartıyor.

Not: Maçta Tanjevic de vardı, iyi görünüyordu. Bizim inatçı keçiye tekrardan geçmiş olsun.