
Fenerbahçe camiası hafta içi kupada hüzün yaşamış, kaybetmiş; moralsiz ya da en azından öyle olmalıydı.
Futbolcular moralsiz, yoğun temponun arasında yorucu ve yıpratıcı bir maç yapmışlar Urfa’da; bu maça iyi hazırlanamamışlardır ya da en azından öyle olmalıydı.
Yıllardır kazanılamayan kupa bu sene de uzak kalmış müzeden; taraftar kızgın, kırgın ya da en azından öyle olmalıydı.
Ankara zorlu deplasman, gülememiş Fenerbahçe ne zamandır; e hava da kötü, yağmurlu, sıkıntılı. Şartlar kötü Fenerbahçe için ya da en azından öyle olmalıydı.
Rakip Ankara yönetimi 15 gün öncesinden bilenmiş, Fenerbahçe kalesini demeç bombardımanına tutmuş, sağlı sollu geliyor; taraftarı stat girişinde onlarca sorunla karşılaşıyor-karşılaştırılıyor, tribüne girebilmek için ilk devrenin büyük çoğunluğunu dışarıda geçirenler var. Psikolojik savaş kazanılmıştı Ankara lehine ya da en azından öyle olmalıydı.
Ankaragücü güçlüydü, Rothen’i, Geremi’si vardı, yıldızlar topluluğuydu; Fenerbahçe’nin Alex’i, Gökhan Gönül’ü, Emre’si sıradan oyunculardı çünkü… Fenerbahçe kazanamazdı ya da en azından öyle olmalıydı.
Bursa’dan ciddi katılım var tribünde, sağdan-soldan yükselen “Bursa” sesleri “Bursankara” kardeşliği adı altında herkes için normal bir durumdu; sayıca kat be kat fazlaydı Bursankara ekibi taraftarları, tribünde bastırmalılardı Fenerbahçe’yi ya da en azından öyle olmalıydı.
Yukarıdaki tablo çoğunun beklentisiydi dün Ankara’da, Fenerbahçe tökezlemeli, kayıp vermeliydi bu şartlar altında. Ancak ne şartlar, ne de ortaya çıkan sonuç “çoğunluğun” beklentisini karşılamadı, son sözü yine Fenerbahçe söyledi.
Takım aç idi, istekliydi, coşkuluydu; Trabzon maçı bir kazaydı onlar için, unutuldu. Taraftar da bir kenara bıraktı sıkıntısını, en büyük ve en anlamlı kupayı kazanmak için önünde sadece 2 maç olduğunu biliyordu her iki taraf da… Kenetlendi takım ve taraftar, sarı-lacivertli futbolcular sahada, taraftarlar da tribünde büyük üstünlük kurdu rakiplerine. İlk yarıda gelen golün ikinci yarının başında, üstelik herkes “Alex niye yok” sorusunu tartışıyorken Güiza tarafından takviye edilmesi zaferin işaretçisiydi. Ardından Baroni uzaklardan vurdu, golün sesi ve coşkusu yine uzaklardan duyuldu. Skor tabelasında 0-3 yazıyordu, Fenerbahçeli mutluydu. Maçın başında “Bursa” olarak yükselen sesler artık “Trabzon” diye çınlıyordu statta; Fenerbahçeli daha mutluydu, gururluydu, yine birilerini başkasının adını çağırtmak zorunda bırakmıştı. Hesabı da sevinci de tekti, kazanmıştı, yine kendi işini kendi görmüştü.
Dün geceden sonra önünde sadece 1 maç var Fenerbahçe’nin şampiyonluk için, kazanması durumunda başka hiçbir hesaba ihtiyacı olmayacağı bir Trabzon maçı. Herkesin içinde müthiş bir heyecan, müthiş bir coşku var, gelecek hafta Pazar günü ortaya çıkmayı bekleyen. Dünkü skor takıma, takıma omuz verenlere, tüm Fenerbahçe camiasına armağan olsun. Sadece 1 maç, sonrasında söyleyecek daha çok sözümüz olacak…
VamosBien

