Futbol

Taraf Olmak ve Geride Bıraktığımız Sezon Hakkında

20 Mayıs 2010 by admin

default_gorselGünden güne, taraftar olmanın, taraf olmanın manevi değerinin üzerinin tamamen çizilmeye başlandığı bir ortamdayız. >>>

Hesaplar Tutmadı

10 Mayıs 2010 by admin

futbol-mayis

Fenerbahçe camiası hafta içi kupada hüzün yaşamış, kaybetmiş; moralsiz ya da en azından öyle olmalıydı.

Futbolcular moralsiz, yoğun temponun arasında yorucu ve yıpratıcı bir maç yapmışlar Urfa’da; bu maça iyi hazırlanamamışlardır ya da en azından öyle olmalıydı.

Yıllardır kazanılamayan kupa bu sene de uzak kalmış müzeden; taraftar kızgın, kırgın ya da en azından öyle olmalıydı.

Ankara zorlu deplasman, gülememiş Fenerbahçe ne zamandır; e hava da kötü, yağmurlu, sıkıntılı. Şartlar kötü Fenerbahçe için ya da en azından öyle olmalıydı.

Rakip Ankara yönetimi 15 gün öncesinden bilenmiş, Fenerbahçe kalesini demeç bombardımanına tutmuş, sağlı sollu geliyor; taraftarı stat girişinde onlarca sorunla karşılaşıyor-karşılaştırılıyor, tribüne girebilmek için ilk devrenin büyük çoğunluğunu dışarıda geçirenler var. Psikolojik savaş kazanılmıştı Ankara lehine ya da en azından öyle olmalıydı.

Ankaragücü güçlüydü, Rothen’i, Geremi’si vardı, yıldızlar topluluğuydu; Fenerbahçe’nin Alex’i, Gökhan Gönül’ü, Emre’si sıradan oyunculardı çünkü… Fenerbahçe kazanamazdı ya da en azından öyle olmalıydı.

Bursa’dan ciddi katılım var tribünde, sağdan-soldan yükselen “Bursa” sesleri “Bursankara” kardeşliği adı altında herkes için normal bir durumdu; sayıca kat be kat fazlaydı Bursankara ekibi taraftarları, tribünde bastırmalılardı Fenerbahçe’yi ya da en azından öyle olmalıydı.

Yukarıdaki tablo çoğunun beklentisiydi dün Ankara’da, Fenerbahçe tökezlemeli, kayıp vermeliydi bu şartlar altında. Ancak ne şartlar, ne de ortaya çıkan sonuç “çoğunluğun” beklentisini karşılamadı, son sözü yine Fenerbahçe söyledi.

Takım aç idi, istekliydi, coşkuluydu; Trabzon maçı bir kazaydı onlar için, unutuldu. Taraftar da bir kenara bıraktı sıkıntısını, en büyük ve en anlamlı kupayı kazanmak için önünde sadece 2 maç olduğunu biliyordu her iki taraf da… Kenetlendi takım ve taraftar, sarı-lacivertli futbolcular sahada, taraftarlar da tribünde büyük üstünlük kurdu rakiplerine. İlk yarıda gelen golün ikinci yarının başında, üstelik herkes “Alex niye yok” sorusunu tartışıyorken Güiza tarafından takviye edilmesi zaferin işaretçisiydi. Ardından Baroni uzaklardan vurdu, golün sesi ve coşkusu yine uzaklardan duyuldu. Skor tabelasında 0-3 yazıyordu, Fenerbahçeli mutluydu. Maçın başında “Bursa” olarak yükselen sesler artık “Trabzon” diye çınlıyordu statta; Fenerbahçeli daha mutluydu, gururluydu, yine birilerini başkasının adını çağırtmak zorunda bırakmıştı. Hesabı da sevinci de tekti, kazanmıştı, yine kendi işini kendi görmüştü.

Dün geceden sonra önünde sadece 1 maç var Fenerbahçe’nin şampiyonluk için, kazanması durumunda başka hiçbir hesaba ihtiyacı olmayacağı bir Trabzon maçı. Herkesin içinde müthiş bir heyecan, müthiş bir coşku var, gelecek hafta Pazar günü ortaya çıkmayı bekleyen. Dünkü skor takıma, takıma omuz verenlere, tüm Fenerbahçe camiasına armağan olsun. Sadece 1 maç, sonrasında söyleyecek daha çok sözümüz olacak…

VamosBien

Kimin kupası kimin müzesinde?

06 Mayıs 2010 by admin

2010-05-06_urfamac

Dün Türkiye Kupası Finali oynandı Şanlıurfa’da, Trabzonspor ile Fenerbahçe karşı karşıya geldi. Fenerbahçe 20 küsür senedir bu kupaya uzanamıyordu, Trabzon için bu hasret çok daha kısa bir süreden ibaretti. Fenerbahçe’nin özlemi, Trabzon’un 96 yılındaki Fenerbahçe acısıyla birleştirilip bu kupa maçına gene farklı bir anlam yüklendi; zaten Fenerbahçe’nin özlemi dışında bu kupayı takip edilir kılan ne kalmıştı ki?

Maç, Fenerbahçelilerin beklemediği, Trabzonluların hayal bile edemeyeceği şekilde geçti. Ligde uzunca bir süredir anormal bir performans sergileyen Fenerbahçe uzun süre sonra ilk arızasını yaptı, bu sefer yolda kaldı. Konsantrasyon eksikliği rahatsız edici, kenar müdahaleleri tartışmaya açık gibi görünse de maç sinirinden sonra soluklanıp düşünüldüğünde bir takımın, bir yerde yorulması, tökezlemesi, hata yapması da çok yadırganacak bir durum olmasa gerek… Trabzon bunu değerlendirdi, sezonu kendi adına kurtardı. Sahadaki oyuna bakıldığında skor kimsenin itiraz edebileceği türden değildi; Trabzon’un o gün için sahada gösterebildikleri kupayı kazanmak için Fenerbahçe cephesinden daha yeterliydi. Alex’in zekası ve yeteneği, takım sahadaki duruşu ve performansı bu sefer galip gelmeye yetmedi.

Kaybetti Fenerbahçe, 20 küsür senedir olduğu gibi bu kupayı yine kazanamadı, özlem 30 seneye bir adım daha yaklaştı. Sonrasında ortaya çıkan tablo da benzer cinstendi; Fenerbahçeli hariç herkes sevindi. Beşiktaş resmi sitesinden tebrik mesajı yayınladı, kupa hasretine ilişkin geyikler gazete ve internet sayfalarında ışık hızıyla yerini aldı, rakiplerin rengi Çarşamba akşamı itibariyle bordo-mavi idi. Üzgündü Fenerbahçeli, kırgındı, yorgundu. “Keşke” ile başlayan çok cümlesi vardı Fenerbahçeli’nin söyleyeceği, sıkıntıları vardı, canı sıkkındı. Bir yandan bunları hissederken diğer yandan gururluydu; tek başınaydı çünkü, güçlüydü. Tek başına seviniyor, tek başına üzülebiliyordu; rengi her daim belliydi üstelik, sarıydı, lacivertti. Elbette Fenerbahçe’nin de çıkarları itibariyle farklı renklerin galibiyetlerine sempatiyle baktığı, farklı hesaplar yaptığı durumlar olmuyor değil; ancak başka takımın galibiyetini bu denli sahiplenmenin, o galibiyetin sahibinin yandaşlarından daha fazla sevinmenin, Fenerbahçe’nin tek başına yürüdüğü bu yoldaki büyüklüğünü ispatlamaktan başka nasıl bir izahı olabilirdi?

Dün sarı-lacivertti Fenerbahçeli’nin rengi, bugün de aynı, yarın da aynı olacak. Bu gücün karşısında, ayakta durmayı beceremeyenlerin rengi ise her daim değişmeye devam edecek; dün bordo-mavi, bugün yeşil-beyaz olanlar her hafta, her sene bu “renk esnekliği” konusunda kendilerini geliştirmeye devam edecek. Şimdi önümüzde Ankaragücü deplasmanı var; kazanmaya, şampiyon olmaya gideceğimiz bir deplasman. Sarı-lacivertlerin arasındaki yeşil-beyazları, sarı-kırmızıları, siyah-beyazları renksizleştirmeye gideceğimiz bir deplase daha… Kazanabilir Fenerbahçe, kaybedebilir de… Kazanırsa dünyalar bizim, kaybederse yine ve yalnızca “Sarı-Lacivert” bizim! Ankara’ya gidiyor Fenerbahçe, kupayı kendi müzesine getirmeye…

VamosBien

Fenerbahçe Tribün Birliği Bildirisi

24 Nisan 2010 by admin

Beşiktaş ile oynanan son derbi maçının ardından yaşananlar tarafımızdan büyük bir dikkatle takip edilmiş, Türk futbolu içerisine palazlanmış malum mihrakların sergilemeye çalıştıkları çeşitli oyunlar açıkça görülmüştür.

Sekiz defans oyuncusu ile sahaya çıkan, ilk ve tek şutuna penaltı pozisyonunda sahip olan bir futbol takımının mağlubiyetinin, oluşturulan suni tablo içerisinde farklı sebeplere dayatılması bizlerin ve Türk futbol camiasının yabancı olduğu bir durum değildir.

Elde etmeye çalıştığı başarılarını saha içinde kazanamayan kulüplerin, başarısızlıklarını saha dışında ört bas etmesi sürekli olarak tekrarlanan kısır bir tiyatro oyunudur. Medya marifeti ile tezgahlanan ve yazılı görsel basının çeşitli noktalarına yerleşmiş art niyetli isimler tarafından körüklenen bu tiyatro oyununun, futbol izleyicisi tarafından ne derece dikkate alındığı gazetelerin ve televizyonların aldıkları reyting ve tirajlardan açıkça anlaşılmaktadır.

Özellikle kulübümüzün kaos ortamı içerisinde bulunmasından beslenen yazılı ve görsel basının, başarısızlıklarını ört bas etmeye çalışan kulüplerin tezgahına düşmeleri, tüketici olan bizleri bir takım yaptırımlara yönelmek zorunda bırakır hale getirecektir. Belirli kulüplerin yönlendirmesi ile hak gasbına yönelen medyanın bu tavrının devam etmesi, gerek 5149 sayılı yasanın 16.maddesinin, gerekse bireysel hak ve özgürlüklerimize dayalı tercihlerin somut girişimlerle değerlendirilmesi sonucunu doğuracaktır.

Şampiyonluğa olan inancımız gereği bütün motivasyonumuzun futbol takımımızın başarısı üzerine odaklandığı şu günlerde, takınmış olduğumuz sessiz tavır hiç kimseye cesaret vermemeli, sabrımızın sınanması halinde gerekli cevabı gecikmeden vereceğimiz bilinmelidir.

Camia olarak birlik, beraberlik ve bütünlük içerisinde yürüdüğümüz şampiyonluk yolunda, bizleri yolumuzdan alı koymaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Süper ligin ikinci yarısı ile başlayan ve son haftalarda müthiş bir ivme kazanan birlik ve beraberliğimizin şampiyonluk ile sonuçlanacağına olan inancımız tam olarak devam etmektedir.

Kutsal ittifak içerisine girerek ağlamayı adet edinip, Fenerbahçe’ nin başarısızlığı için her türlü etik ve ahlaki değeri çiğneyen malum çevrelere karşı vereceğimiz en güzel cevap kazanacağımız başarılar olacaktır.

Kamuoyuna duyurulur.

Saygılarımızla

Fenerbahçe Tribün Birliği
logomuz

Kayserispor maçına dair

02 Nisan 2010 by admin

Geçen hafta Süper Lig mücadelesinde Fenerbahçemiz, ezeli rakibi olduğunu söyleyen bir takımla karşılaştı.

Derbi olarak nitelenen söz konusu maçı Fenerbahçemiz yine yeni yeniden kazandı. Anlatmaya değer görmediğimizden, kayserispor maçı için iki kelam edelim isteriz.

Kardeşler, önemli olan o malum takımla standart oynanan maç değil artık. 4 Nisan pazar günü, yumruklar sıkılı, sesler gür, alkışlar kuvvetli. Hep inancımızla, hep sonuna dek, şampiyonluğun ilk adımlarını atmaya, önce gündüz Yoğurtçu Parkı’nda, sonra tribünde, hep beraber, omuz omuza!

Kalbimizden koskocaman bir sevda geçer‚ insanı uzaklardan yanına çeker, bu şarkı, Kadıköy’den yıldızlara gider, sonsuza dek Fenerbahçe!

VamosBien

Başsağlığı

23 Mart 2010 by admin

Galatasaray Spor Kulübü’nün eski başkanlarından Sayın Özhan Canaydın’ın vefat ettiğini üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. Kederli ailesi başta olmak üzere tüm Galatasaray camiasına başsağlığı ve sonsuz sabır dileriz.

VamosBien

Çarşı Alçakgönüllülüğe Karşı: “Narsistik Kişilik Bozukluğu” ve Tezahürleri

10 Mart 2010 by admin

7 Mart Pazar günü oynanan Fenerbahçe-Antalyaspor maçının başında, Fenerbahçe taraftarının MHK ve Fırat Aydınus’a yönelik kırmızı kart protestosu, Beşiktaşlı internet sitelerinde yayınlanan bir görselle bambaşka bir tartışma başlattı.

Tarihi biz yaparız siz tekrar edersiniz” temasıyla yayınlanan görselde kırmızı kart protestosunun ilk defa İnönü’de yapıldığı, Fenerbahçe taraftarının ise en hafif deyimle bu eylemi tekrar ettiği öne sürülüyordu.

Masa başı araştırmalarıyla ünlü “güzide” medyamız ise, her zaman olduğu gibi, “Çarşı’dan Fenerbahçe taraftarına gönderme” başlığını kullanarak büyük bir iştahla bu görseli haberleştirdi.

Beşiktaş taraftarının, Mazhar-Fuat-Özkan’ın ünlü şarkısındaki “Sen neymişsin be ağbi” tadındaki ruh hali bilmediğimiz bir şey değil de, bu durumun giderek tıbbi açıdan sorunlu bir hale geldiğini söylemekte, rakip de olsak, bir dost olarak görevimiz. Psikolojide “narsistik kişilik bozukluğu” olarak adlandırılan bu rahatsızlık tarihi kendisiyle başlatmak, kendini mükemmel görmek ve yaptıklarının en iyi ve ilk olduğunu sürekli vurgulamak biçiminde belirti veriyor. Tıp kitaplarına göre, bu tip kişiler dikkati üzerlerine toplamak için tiyatromsu krizler yaratabilirler, tedavi edilmedikleri takdirde gerçeklerle yüz yüze gelince aşağılayıcı ve saldırgan olabilirler.
Son “kırmızı kart” protesto eyleminden sonra, ortada kendileri ile ilgili hiçbir şey yokken Beşiktaş taraftar sitelerinin olayın odağına yine kendilerini yerleştirmeye çalışıp, tiyatromsu rol çalma tavırlarıyla ortaya çıkmaları, ne yazık ki bu kişilik bozukluğunun bünyeye iyice yerleştiğini gösteriyor.

Fenerbahçe taraftar gruplarının, MHK ve Fırat Aydınus’a karşı organize ettikleri “kırmızı kart protesto” eylemi bir orijinallik arayışının ürünü değildir. Süper ligde oynanan maçlarda, hatalı ve çiftte standartta dayalı hakem kararlarına dikkat çekmek için yapılan eylemde kullanılan “kırmızı kartlar”, futbol maçlarından siyasal eylemlere kadar dünyanın pek çok yerinde, uzun zamandır kullanılmaktadır ve kendileri açısıdan üzgünüz ama Beşiktaşlı taraftarların icadı değildir. Mesela yaklaşık 11 yıl önce Stoke taraftarlarının 5000 kırmızı kartla yaptıkları protesto her halde İnönü tribünlerinden öğrenilmemişti? Derby County taraftarları kırmızı kart protestosunu Beşiktaş’lı taraftarlardan mı almıştı ya da 2000’li yıllar boyunca birçok tribünde yapılan ırkçılığa karşı kırmızı kart protesto eylemine Beşiktaş tribünleri mi esin kaynağı olmuştu? Bu Beşiktaş tribünleri ne etkiliymiş ki Çin’de bile onları örnek almışlar; Pekin’de futbolda şiddete karşı eylemlerde kırmızı kartlar kullanıldı. Tıpkı ülkemizde çeşitli sendikalardan partilere, Trabzonspor taraftarlarından türban eylemlerine kadar birçok yerde kullanıldığı gibi. Ne kötü değil mi, meğer tarih Beşiktaş tribünleriyle başlamıyormuş.

Dünyadaki kırmızı kart eylemlerini tribündeki her taraftar bilir de bir tek “narsistik” Beşiktaş taraftar siteleri bu eylemi ilk kendilerinin yaptığını düşünür. 4-6 yaş grubundaki çocukların yaptığı kavganın bir benzerini bu sitelerde bulmak mümkündür: “hepimiz kaka yapıyoruz ama benimkinde inci var” ya da “ben senden daha uzağa işedim gördün mü?” türü 4-6 yaş grubunda gülümsemeyle karşılanan bu iddialar, ergenlik çağından sonra devam ederse “narsistik kişilik bozukluğu”nun en önemli belirtisi olarak kabul ediliyor.

Beşiktaşlı taraftarlara biraz itidal tavsiye ediyoruz. Bırakınız yaptığınız iyi bir şey varsa başkaları övsünler. Eğer bu biçimde devam ederlerse, bir rakibimizin “öğrenilmiş çaresizlik” örneği olmasından sonra, kendilerinin de önümüzdeki senelerde yapılacak üniversite seçme sınavlarında “narsistik kişilik bozukluğununun” örneği olarak sunulmaları kaçınılmaz gibi gözüküyor.

VAMOS BIEN

Uçtuk yine yollarına!

21 Aralık 2009 by admin

Fikstürler belli olduğunda hemen Trabzon için uçak bakmaya başlamıştık. Nitekim maça 3 hafta kala biletlerimizi temin ettik. Artık gidecek bir Trabzon deplasmanı vardı. >>>

Görüş (0)

Halkın Takımı !

29 Kasım 2009 by admin

fb_ksmHani o çok beklediğimiz bir gün var ya! O hayalini kurduğumuz kupa ve peşi sıra gelen istikrar. Eğer o günler 95 bin Fenercell ve 170 bin Fenerbahçe Kart sahibi tarafından gelecekse hiç gelmesin. Koca bir camianın tüm güveni bu kart sahibi insanlar olmasın.

Yakın bir süreçten beri tribünlerimizi yakan bir ateş oldu bu işin endüstrisi. Kurumsallaşmaya tamam ama bunu endüstri haline getirmeye ve beklentilerini sadece bunlar ile sınırlı tutmaya çalışan yönetim anlayışı ile arkanda 1 milyon Fenercell’li bile konuşsa o takıma bir faydası olmayacaktır. Sana kamuoyu oluşturacak taraftarı pasifleştirmek neye yarar?

Taraftarının varlığını anlamayan futbolcu, taraftarlığı ve ne için orada olduğunu bilmeyen taraftar, taraftarını cebindeki ile para hisseden yönetim ve Halkın Takımı Fenerbahçe!

Nereye kadar gidecek bu bilmiyoruz. Ama mücadele edecek bir avuç insan hiç yorulmayacak.

Bugün Kasımpaşa maçında  skor ne olursa olsun, ister 5 ister 10 yiyelim. Kaybettikçe daha çok seviyoruz. Ama, kaybedilen sadece skor olsun.

VAMOS BIEN

Robert Enke’ye Veda

10 Kasım 2009 by admin

enkeKısa bir süre de olsa Fenerbahçe formasını üzerinde taşımış olan Robert Enke’nin fırtınalı yaşamının >>>

Advertise Here
Advertise Here

RSS Vamos Bien forumdan...

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.