Gündem

Çarşı Alçakgönüllülüğe Karşı: “Narsistik Kişilik Bozukluğu” ve Tezahürleri

10 Mart 2010 by admin

7 Mart Pazar günü oynanan Fenerbahçe-Antalyaspor maçının başında, Fenerbahçe taraftarının MHK ve Fırat Aydınus’a yönelik kırmızı kart protestosu, Beşiktaşlı internet sitelerinde yayınlanan bir görselle bambaşka bir tartışma başlattı.

Tarihi biz yaparız siz tekrar edersiniz” temasıyla yayınlanan görselde kırmızı kart protestosunun ilk defa İnönü’de yapıldığı, Fenerbahçe taraftarının ise en hafif deyimle bu eylemi tekrar ettiği öne sürülüyordu.

Masa başı araştırmalarıyla ünlü “güzide” medyamız ise, her zaman olduğu gibi, “Çarşı’dan Fenerbahçe taraftarına gönderme” başlığını kullanarak büyük bir iştahla bu görseli haberleştirdi.

Beşiktaş taraftarının, Mazhar-Fuat-Özkan’ın ünlü şarkısındaki “Sen neymişsin be ağbi” tadındaki ruh hali bilmediğimiz bir şey değil de, bu durumun giderek tıbbi açıdan sorunlu bir hale geldiğini söylemekte, rakip de olsak, bir dost olarak görevimiz. Psikolojide “narsistik kişilik bozukluğu” olarak adlandırılan bu rahatsızlık tarihi kendisiyle başlatmak, kendini mükemmel görmek ve yaptıklarının en iyi ve ilk olduğunu sürekli vurgulamak biçiminde belirti veriyor. Tıp kitaplarına göre, bu tip kişiler dikkati üzerlerine toplamak için tiyatromsu krizler yaratabilirler, tedavi edilmedikleri takdirde gerçeklerle yüz yüze gelince aşağılayıcı ve saldırgan olabilirler.
Son “kırmızı kart” protesto eyleminden sonra, ortada kendileri ile ilgili hiçbir şey yokken Beşiktaş taraftar sitelerinin olayın odağına yine kendilerini yerleştirmeye çalışıp, tiyatromsu rol çalma tavırlarıyla ortaya çıkmaları, ne yazık ki bu kişilik bozukluğunun bünyeye iyice yerleştiğini gösteriyor.

Fenerbahçe taraftar gruplarının, MHK ve Fırat Aydınus’a karşı organize ettikleri “kırmızı kart protesto” eylemi bir orijinallik arayışının ürünü değildir. Süper ligde oynanan maçlarda, hatalı ve çiftte standartta dayalı hakem kararlarına dikkat çekmek için yapılan eylemde kullanılan “kırmızı kartlar”, futbol maçlarından siyasal eylemlere kadar dünyanın pek çok yerinde, uzun zamandır kullanılmaktadır ve kendileri açısıdan üzgünüz ama Beşiktaşlı taraftarların icadı değildir. Mesela yaklaşık 11 yıl önce Stoke taraftarlarının 5000 kırmızı kartla yaptıkları protesto her halde İnönü tribünlerinden öğrenilmemişti? Derby County taraftarları kırmızı kart protestosunu Beşiktaş’lı taraftarlardan mı almıştı ya da 2000’li yıllar boyunca birçok tribünde yapılan ırkçılığa karşı kırmızı kart protesto eylemine Beşiktaş tribünleri mi esin kaynağı olmuştu? Bu Beşiktaş tribünleri ne etkiliymiş ki Çin’de bile onları örnek almışlar; Pekin’de futbolda şiddete karşı eylemlerde kırmızı kartlar kullanıldı. Tıpkı ülkemizde çeşitli sendikalardan partilere, Trabzonspor taraftarlarından türban eylemlerine kadar birçok yerde kullanıldığı gibi. Ne kötü değil mi, meğer tarih Beşiktaş tribünleriyle başlamıyormuş.

Dünyadaki kırmızı kart eylemlerini tribündeki her taraftar bilir de bir tek “narsistik” Beşiktaş taraftar siteleri bu eylemi ilk kendilerinin yaptığını düşünür. 4-6 yaş grubundaki çocukların yaptığı kavganın bir benzerini bu sitelerde bulmak mümkündür: “hepimiz kaka yapıyoruz ama benimkinde inci var” ya da “ben senden daha uzağa işedim gördün mü?” türü 4-6 yaş grubunda gülümsemeyle karşılanan bu iddialar, ergenlik çağından sonra devam ederse “narsistik kişilik bozukluğu”nun en önemli belirtisi olarak kabul ediliyor.

Beşiktaşlı taraftarlara biraz itidal tavsiye ediyoruz. Bırakınız yaptığınız iyi bir şey varsa başkaları övsünler. Eğer bu biçimde devam ederlerse, bir rakibimizin “öğrenilmiş çaresizlik” örneği olmasından sonra, kendilerinin de önümüzdeki senelerde yapılacak üniversite seçme sınavlarında “narsistik kişilik bozukluğununun” örneği olarak sunulmaları kaçınılmaz gibi gözüküyor.

VAMOS BIEN

Başsağlığı - Onur Ayaydın

10 Mart 2010 by admin

Gencecik insanlar adres sormayan kurşunlara, mayınlara hedef oluyor. GFB üyesi, kardeşimiz Onur Ayaydın’ın Hakkari’de araziye döşenen bir mayın nedeniyle hayatını kaybettiğini derin bir üzüntüyle öğrendik. GFB’ye, ailesine ve yakınlarına sabır dileriz.

Kurşunların, mayınların olmadığı barış dolu bir dünya temennisiyle hepimizin başı sağ olsun.

Vamos Bien


Başsağlığı - Enver Çom

10 Mart 2010 by admin

2006′ da beraber başladığımız yolculuk ne yazık ki bu gece sona erdi.
Birçok abim, kardeşimle tanıştığım gibi yine ortak Fenerbahçe sevgimiz tanıştırmıştı bizi ve
omuz omuza olmamızı sağlamıştı.
Bazen pankartları karalarken, bazen otobüste sevdamıza giderken, bazen tribünde
sevdamızı haykırırken.  Hep omuz omuzaydık…
Evrenimiz yoğun bakımda süren savaşını malesef kaybetti.
Tribünde başlayan bu kardeşlik maalesef bir trafik kazasıyla son buldu.
Gerçi son bulduğu yok, farklı dünyalarda olsa da yine beraberiz.
Biz yine bundan sonra da hep omuz omuzayız be Enver’im…
Higuyi

Vamos Bien olarak üyemiz Higuyi ile aynı duygular içinde GFB ailesinin acısını paylaşıyor, merhumun ailesine ve yakınlarına sabır diliyoruz. Hepimizin başı sağolsun.
Vamos Bien

Fenerbahçe taraftarı artık oyunun içindedir

08 Mart 2010 by admin

img_1346

Kurulduğu günden beri sevdasına sahip çıkmış, hiçbir koşulda peşinden ayrılmamış olan Fenerbahçe Taraftarı, yıllardan beri süren kirlilikten bir türlü kendini arındıramayan spor ortamına asli unsur olarak katılma kararı almıştır.

Geçtiğimiz hafta asla hakem hatası olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan kararları ile puanlarımızı çalan Fırat Aydınus ve benzerlerinin bu ne ilk, ne de son vukuatlarıdır.

Çok uzun yıllardır kimlerin aracılığıyla yuvalandıklarını bildiğimiz hakem camiası içindeki bu türler ne yazık ki azaltılamamakta, yok edilememektedirler.

Hakem atama komitesinin de başrollerde olduğu bu düzen, yönetimsel hatalar ve kötü futbol gibi gerekçelerle gündem dışı bırakılamaz.

Kimsenin, hata olmadığı çok açık olan tarafgir eylemlerine devam etmesine izin verilemez.

Fenerbahçe lehine yapılmış parmakla sayılabilecek hatanın yıllarca gündemde tutulduğu düşünüldüğünde; artık dışımızda kurgulanan bu senaryoya seyirci kalmayacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz.

Amacımız; hataların da olabileceğini kabul ettiğimiz adil bir oyundur. Asla lehimize ortam yaratmak değildir. Başka ve önemli sorunları gözden kaçırmak hiç değildir.

Fakat, farklı maçlardaki birbirine benzer pozisyonlarda, hatta aynı maç içindeki benzer pozisyonlarda, sürekli Fenerbahçe aleyhine çalınan düdükleri görmezden gelerek kabullenmemiz de hiç mümkün değildir.

Fenerbahçe taraftarı bundan böyle kendisini ilgilendiren tüm konularda, kendisini yoksayanlara rağmen tavrını göstermeye devam edecektir. Sporun onsuz olmaz öznesi olarak, taraftarlıktan gelen varlığını her türlü kurum nezdinde temsil edecektir.

Bu doğrultuda hazırlanan 20.000 adet “Kırmızı Kart” ve buna bağlı sloganlarla tribünlerde tepkimiz gösterilecektir.

Sonrasında başkaca eylemlerle, simgesel değeri büyük olan bu fikri takibimiz sonuç alana dek sürecektir.

Son zamanlarda kasıtlı olarak yaratılan karamsar tablonun aksine, şampiyonluğa olan inancımız gereği, profesyonel futbol takımımıza olan desteğimiz devam edecektir.

Camiamıza ve kamuoyuna saygılarımızla duyurulur.

GFB,
KFY,
FeDeR,
LACİVERT,
UNİFEB,
GRUP CK,
VAMOS BİEN

Taraftar Gruplarımızın Son Bildirisi !

05 Mart 2010 by admin

taraftarbildirisi

SÖZÜMÜZÜN ARKASINDAYIZ

Kulübümüzün son zamanlarda maruz kaldığı haksızlıklar neticesinde ortak bir bildiri yayınlayan tribünlerimizin önde gelen grupları bir araya gelerek somut bir takım kararlar almıştır.

Kulübümüzün menfaatleri gereği ortak şekilde alınan aşağıdaki kararlar, tüm taraftarlarımızla birlikte kamuoyunun dikkatine sunulur.

Hakem hatalarına yönelik son olarak yayınladığımız ortak bildirinin somut devamı olarak 07.03.2010 Pazar günü oynanacak Antalyaspor maçı öncesi bir basın açıklaması yapılacaktır.

Aynı düşünce doğrultusunda hazırlanan 20.000 adet “Kırmızı Kart” ve buna bağlı sloganlarla tribünlerde tepkimiz gösterilecektir. Son zamanlarda kasıtlı olarak yaratılan karamsar tablonun aksine şampiyonluğa olan inancımız gereği, profesyonel futbol takımımıza olan desteğimiz devam edecektir.

Bu eylemlerimizin amacı, kulübümüze imtiyaz tanınması değil, tamamen adil bir ortamın sağlanmasına yöneliktir.

Fenerbahçe’mizin haklarının yenilmesine devam edildiği sürece, protesto ve eylemlerimiz artarak devam edecektir. Camiamıza ve kamuoyuna saygılarımızla duyurulur.

Derbiden Notlar ve Ömer Onan

28 Şubat 2010 by admin

mrsic

Öncelikle şunu belirtmek lazım ki salonda inanılmaz bir sıcak vardı, nefes almakta zorlanıyorduk, oyuncuların mücadelesini takdir etmek lazım. Galatasaray üst düzey bir kadroya sahip değil ama günlerinde olmaları durumunda tehlikeli bir ekip olmalarını sağlayacak oyuncuları var, hele ki rakibin takım savunması da üst düzey değilse bu tehdit artabiliyor. Bu isimlerinden biri (Simas) hariç skor üretebildi Galatasaray ama düşük yüzdeli hücumları onların oyunu sürekli geride götürmelerine sebep oldu. Fenerbahçe maçı çok erken koparabilirdi, 17 hücum ribaundu ve savunma sıkıntıları buna engel oldu. G.Saray uzunlarının fazla skor üretmesi eşleşme sorunlarıyla izah edilebilir ama verilen hücum ribaundlarının sayılarının fazlalığı başta Semih olmak üzere Fenerbahçe uzunlarının oyun içi konsantrasyonlarının fazlasıyla dalgalanmasıyla alakılıydı.

Tanjevic’in kadroyu kullanış şekli hepimiz için bilindik artık, hamlelerine çok fazla şaşırmıyoruz ama yine de (özellikle) takım savunması dengesini bozacak hamleler enteresan geliyor. Greer-Damir-Giricek üçlüsünün aynı anda sahada olması fazla lüks mesela, gerçi bunda bu maç için Kinsey ve Serhat gibi iki dengeliyici oyuncunun yokluğunun da etkisi vardı elbette.

Ukic çok önemli bir oyuncu, Ömer gibi bir ateşleyici ve Emir gibi oyun zekası yüksek bir forvetle birlikte takıma enteresan bir kimlik kazandırıyor ki onlarla birlikte daha da kıymetlenen Kinsey de bu gruba eklenebilir. Bu takımın EL’de istediği seviyeye gelmesi için karakterli bir takım olması gerekiyor ve elinde de bunun için yeterli malzeme, en azından temel var. Şimdilik Ukic için “umarım gelecek sezon da kalır” diyelim, kadro yapılandırmasıyla ilgili konuşmak için sezon sonunu bekleyelim. Bir yanda EL’de yaşanan facia, diğer yanda ligde kazanılmayı bekleyen bir kupa; konuşurken, en azından sene sonuna kadar, bu aradaki dengeyi gözeterek devam etmek gerek.

Son bölümde de Ömer Onan’ın adını, tekrardan ve ayrı bir şekilde anmak gerek. Savunması ve hırsı ile her daim farklı bir oyuncu olmuştu Ömer ama yaşı ilerledikçe hücumunun da ciddi şekilde üstüne koyduğundan bahsetmek gerek. Bir Langdon istikrarıyla atmıyor belki ama skor katkısı da muazzam. Elini attığını kurutan bir savunmanın yanına hatır sayılır bir şut yüzdesini de ilave etti, 2 numara sıkıntı çeken memleketin önce elindekine daha sıkı sarılması gerekiyor. Ailecek seviyoruz, severek izliyoruz…

Not: Maç tribün açısından temiz geçti, bundan daha temizi, hele ki ilk maçtan sonra olmazdı. Buna rağmen maç sonunda koşarak soyunma odasına giden G.Saray oyuncuları dışarıdan epey komik gözüktüler.

Not 2: Sıkıntıları-sorunları biliyoruz, bu seneki EL başarısızlığını unutmak mümkün değil ama içeride halen kazanacak bir kupa var. Bu maçta salona gelen taraftar sene sonunda kupa getirir, en azından getirmek için elinden geleni yapar. Gidiyorsak, içimizde o heves varsa veya kalmışsa sene sonuna kadar da gidelim.

fb-gs
fb-gs2

“Güç” birlik olan tribünlerle olacak

26 Şubat 2010 by admin

13

Yıldız savaşlarındaki saflarımızın nerede olduğunu, kötülüğün imparatorluğuna karşı yıllar önce “yıldızlarınız sizin olsun” diyerek formamıza sadece gökyüzününün yıldızlarını kattığımızda belirtmiştik. Çünkü her şeye rağmen sevenler, biraz da delirmiş romantiklerdir.

21

25 Şubat Fenerbahçe - Lille Olympique Sporting Club maçında, Grup CK - 1907 Unifeb – Vamos Bien grupları tarafından ortak çalışmayla dört günde 4400 metrekare kumaş, 200 kilo boya ve ortalama 100 insan gücüyle gerçekleşen organizasyon, Okul tarafı tribünü üst tarafında sergilenmiştir. Üst tarafta 1500 tane sopalı pankart vardır. Set pankartının uzunluğu 80 metre, eni 4.5 metredir. Sergilendiği sırada Star Wars/Yıldız Savaşları soundtrack müziği kullanılmıştır.

31

El emeği, yeryüzünde futbola ve hayata dair sayısız göndermelerle dolu sopalı pankartlarımız Kadıköy akşamını aydınlatırken, gözlerdeki ışıltı, omuz omuza aşkını haykıranların sesiyle, bir maçı daha geride bıraktık.

51

Sahada kazanamadık ancak tribünlerin gerçek sahibi halkın katılımıyla dalgalanan stadımızda, rakibi boğan atmosferin tekrar kazanılması yolunda adım atıldığına şahit olduk.

41

Geleceğin kazanılması, tribünlerin göğe bakan tek bir yumruk gibi bir olması yönünde önemli bir adım atıldığına inandığımız Lille maçının organizasyonunda birlikte emek verdiğimiz kadim dostlarımız Grup CK ve 1907 ÜNİFEB‘e, maç sırasındaki ve sonrasındaki destekleri için başta GFB ailesi ve KFY olmak üzere tüm Fenerbahçe tribün gruplarına teşekkürlerimizi sunarız.

Gücümüz geleneğimizde! Gücümüz birlik olmakta!

VamosBien

Cahit Binici düzenlemesiyle organizasyonun hazırlık videosu:

Acil şifalar dileriz!

26 Şubat 2010 by admin

Fenerbahçemizin eski futbolcularından Marcio Nobre’nin, 7 yaşındaki oğlu Nikolas`ın hastalığı haberini derin üzüntüyle karşılıyoruz. Nikolas Nobre`nin bugün öğle saatlerinde menenjit rahatsızlığı üzerine Ümraniye Hisar Hastanesi’ne acil olarak kaldırıldığı ve yoğun bakıma alındığı öğrenildi.

Vamos Bien olarak olarak Nikolas’a acil şifalar diliyoruz…

Döktüğünüz kimin gözyaşları?

23 Şubat 2010 by admin

guiza-aldirma-gonulSezon başından beri taraftar grupları tarafından bilet fiyatlarının düşürülmesi için verilen mücadele en sonunda meyvelerini verdi. 22 TL’ye düşen fiyatlar sonucunda tribünlerimiz eskisi gibi doldu ama bu doluluğun kime ne faydası oldu, orası tartışılır.

Futbolcusunu yuhalamaya gelen, en ufak bir hataya tahammül gösteremeyen, ilk fırsatta düsene bir tekme de kendi sallamayı görev bilen seyircinin ne bu takıma ne de camiaya faydası olamaz. Bu kitle, bilinçsiz, yaşama olan nefretini kusmak için Fenerbahçe’yi sadece bir neden olarak görüyor izlenimi vermektedir.

İzlediğiniz film değildir efendiler! Stadınız parasını verip hakkını aldığınız bir meta değildir, karşınızdakiler sizi ezen patronunuzun, hakkınızı vermeyen müşterinizin yansıması değiller. Yanınızda duran, “küfretmeyin, tepki göstermeyin, destek verin” diyenler sizin düşmanınız değil. Düşmanınız size hayatı dar edenlerdir, öfkenizi onlara yöneltin. Stadımız mabedimizdir, evimizdir, evimizde birlik olmayınca gerisinin önemi yoktur.

Dün gece Kadıköy’de sonu bambaşka bir oyun izleyebilirdik. Son dediğimiz de asla skor değildir. Takımını ne olursa olsun sahiplenen, geçmiş zamanların Fenerbahçeli ruhlarını hatırlayarak sadece bugüne değil geleceğe de bakan bir taraftar ile kaybedilen bir maçın ardından güven ve inanç kazanılabilirdi.

Fırsat halen kaçmış değil. Üç gün sonra oynanacak maç ile hem sahadakilerin hem de tribündekilerin telafi etme ve kaybedileni kazanma şansı hala var.

Fenerbahçe forması giyen futbolcunun, yenilgi bilmeden saldırmasını nasıl istiyorsak stattakilerin de aynı inatla takımına destek olması gerekiyor. Kendi futbolcusunu bitiren seyirci ile basarili olmanın mümkün olmadığı bilinsin.

Destan, umudu kaybetmeye yüz tuttuğu anda yere düşmüş futbolcusunun kalkmasına yardım eli uzatıldığı anda yazılmaya başlanacaktır.

Bir durup düşünün, şu an, şimdi, Lille maçında, Fenerbahçe sevgisinin en zor zamanlarda en yükseğe çıktığı zamanları düşünün. Babanızın sizi ilk maça götürdüğü anı hatırlayın, çubuklunun ilk gol sevincinde ne yaptığınızı düşünün.

Gaziantep maçında Rapaiç’le birlikte binlerce kişinin koştuğunu hatırlayın;

Galatasaray maçında direğe çarpan topun binlerce insanın nefesiyle çizgiyi geçtiğini düşünün;

Beşiktaş yenilgisinde herkesin birlikte üzülüp, sabahın bir sahibi var, sorarlar elbet diye bir dahaki maça nasıl hazırlandığımızı düşünün,

Bordo maçındaki Hüseyin’i hatırlayın , Vişnevski’nin çizgiden çıkardığı topu hatırlayın ve unutmayın:

Dökeceğiniz gözyaşı bu olsun, hayata öfkeniz varsa, Fenerbahçe’yi izlemeyin, Fenerbahçe olup haykırın, geleceğe goller yağdırın…

Görüş (0)

Sabahın kör karanlığında…

16 Şubat 2010 by admin

vamos-manisa

Bizler için Fenerbahçe sevgisi herşeyden önce gelir diyerek , 14 Şubat Sevgililer Günü’nde kimileri eşini, kimileri kız arkadaşını bırakarak yüreğimizdeki renk aşkı ile sabahın kör karanlığında sevdamızı haykırmak için düştük yollara.

Sabah 08,30 da her zamanki yerimizden otobüslere binerek Manisaya doğru hareket ettik. Sabahın erken saati olması sebebi ile herkezin üzerinde bir uyku hali vardı, tabi karnımız da aç. Mola yerine gelene kadar evde yapılarak getirilen kek, börek ile karnımızı doyuruoruz . Yavaş yavaş kendimize gelmeye başlıyoruz derken, otobüsün arkasından gelen fasıl ile tekrar bir gevşeme durumuna geçiyoruz.

Feribota geldiğimizde sıcak çay uykusuz gözleri kendine getirmeye yetiyor , açılan pankartlar çekilen fotoğraflardan sonra tekrar otobüslere binerek hareket ediyoruz. Zaman ilerliyor artık uyku modunu bırakmak gerek malum deplasman otobüsü sonuçta. Kaptana rica ederek yolda durup alıyoruz bizi kendimize getiricek olan erzağımızı .

Artık otobüste yavaş yavaş kıpırdanmalar başlıyor , kendimize geldik besteleri giriyoruz. Muhabbet sohbet derken yoldan alınacak arkadaşlar da katılıyor aramıza.

Manisaya yaklaştığımızda güvenlik sebebi ile otobüsün bekletiliceğini bildiğimizden dolayı yaklaşık 1 saat süren bir konaklama yapıyoruz. Çay muhabbet derken zaman geçmesi için bir şeyler yapmak gerekir. Hadi o zaman maç yapalım deniyor ve birden Vamos ile CK maçı başlıyor. Tabi maçı CK kazandı bunu da söylemek gerekir. Tebrikler.

Artık stada gitme zamanı gelip çattı, polis bekletme noktasına geldiğimizde eskort eşliğinde stada getiriliyoruz. Stad önünde İzmirden gelen Vamos’lu dostlarımız ile buluşup içeri giriyoruz.

Tribünler İstanbul ve çevre illerden gelen Fenerbahçe sevdalıları tarafından tamamen doldurulmuş, neredeyse koltuk bulunmaz hale gelmişti. Bu durumda bizim yapmamız gereken bir yer bulup hemen desteğe başlamaktı. Tıklım tıklım dolu olan tribünlerde pankartımızı asıp Fenerbahçemizi 90 dk hiç durmadan desteklemeye başladık.

Bizlerin tribünde son nefesimiz ile verdiğimiz desteği takımımız sahaya yansıtıyordu ve o anda ilk golü bulmanın sevinci bizleri daha da coşturuyordu. İlk yarı sonlarında beraberlik golu gelse de moralimizi bozmadan ikinci yarıya dahada coşkulu başlıyoruz.

Artık maç sonu yaklaştıkça beraberlikle kapatacağız diye beklerken Manisa golu bulup 2-1 öne geçiyor , golden sonra 90 dak susarak maç izleyen Manisa taraftarı üç, üç diye bağırmaya başlasa da, İkinci golun şokunu yaşayan bizler kısa bir süre üzerimizde soğuk duş etkisi yaratan bu durumdan çabuk sıyrılarak tribünlerde daha çok bağırarak takıma destek olurken, yediğimiz golun hemen arkasından bizim de ikinci golumüz geliyor. Üç , üç diye bağırma sırası bizide artık hatta son dakikada yapılan ataklardan bir gol bulabilsek herkes Üç’ü görmüş olucaktı.

Alınan sonuç ne olursa olsun takım ve taraftar bize göre 14 Şubat Pazar gününün galibi olmuştu. Bizler bu anlamlı günde herkesi ve her şeyi geride bırakıp Sarı Lacivert sevdalara dalarak, Fenerbahçemiz ile istanbul’dan kilometrelerce uzakta birbirimize sarılıp ona olan sevdamızı haykırmıştık.

Bizler için bundan daha anlamlı bir gün olamazdı. Zaten sevgililer gününde sevdiğimiz renkleri yalnız bırakmadık, hiçbir zaman da yalnız bırakmayacağız. Karda, yağmurda, siste, fırtınada bu yollara düşmeye, yüreğimizdeki renk aşkını tribünlerde yaşatmaya devam edeceğiz.

Yolculuk sırasında aynı otobüs içerisinde deplase keyfi yaşadığımız ve tribünlerde her zaman omuz omuza olmaktan sonsuz zevk aldığımız CK’lı dostlarımıza teşekkür ederiz.

Göksel

Görüş (0)