Yerel Tribün

KARA DERYALAR FENERLE AYDINLANIR, KANLA DEĞİL

04 Haziran 2010 by admin

filistin-fb1

İsrailin devlet terörü kan dökmeye devam etti yine. Bu sefer de bir yardım gemisine, kendi suları olmayan >>>

Kara deryalar

03 Haziran 2010 by admin

filistin-fb1

İsrailin devlet terörü kan dökmeye devam etti yine. Bu sefer de bir yardım gemisine, kendi suları olmayan kara deryalarda saldırarak insanları öldürdüler. Gemidekilerin bazılarının dünyaya bakış açıları savunamayacağımız bir noktada olsa da insanlık onurumuz için öncelikle dediğimiz cümleyi tekrarladık bir daha “Mesele politika değil, mesele yaşam!”

Fenerbahçe - Efes Pilsen final serisinin son maçı olmasını dilediğimiz maçtan önce (ki son maçı da oldu hakikaten) sanal mesajlajma alanlarında yahut telefon görüşmeleriyle “ne yapsak, ne etsek?”, “şunu yazsak mı?”, “bez var mı, boya var mı?”, “şudur budur,lelelel” derken bir anda şimşek çaktı beyinlerde: “KARA DERYALAR FENERLE AYDINLANIR, KANLA DEĞİL“. Aha dedik, işte budur hacı, dijital baskı olsun, hafta içi bez bul, boya bul, adam bul, maçtan bir gün önce paniğe kapılmayalım. Masrafı zaten belki daha az dijital baskının. neyse bunlar teferruat.

Çarşamba öğlene doğru pankart teslim alındı matbaadan. sorduk alan arkadaşa telefonda; “nasıl yahu pankart?”, “Valla” dedi “moruk şahane olmuş, boru gibi duruyor”.

Salona ulaştık, Vamos Bien adına -galiba- salona katılım rekoru kırdık 30 civarı kişiyle. bu 30 kişinin 10 tanesinin de aramıza yeni katılmış olması grubumuz adına güzel bir gelişme, kalıcı olmaları ümidiyle.

Maç öncesi otoparkta gergin (ataman) bekleyişler yine, saat olmuş 19:37. Bu 30 kişinin 10 tanesi (bu 10 kişinin hepsi yeni arkadaşlar değiller) ortalıkta yok ve bir arada değiller. Telefon görüşmeleri, “nerde kaldın ulan”lar, küfürler, sigaralar (boş) dönüyor ellerde. neyse 20.10′da son gelen de girdi içeri. Ama 3 kişi otoparktayız hala. pankartı balkona sallarız, yukardan tutarsınız basitliğindeki ilk planımız balkonda spor büro, balkonun altında çevik kuvvet kalabalığından dolayı yalan oluyor, diğer kapıları kesiyoruz. Böyle garip, mavinin en çirkin, en küfür tonu dolu ortalıkta. Pankart arkadaşın minibüsünün altına yattı, dinlendi bu sürede.

Her kapıyı kesmeler, arada gelen telefonlar;
- Oğlum neredesiniz girsenize maça?!
- Dostum, ben televizyondan izliyorum maçı, pankartı neden açmadınız?
- 20 sayı fark attık ilk çeyrekte!
vesaire, vesaire…

Devre arasına az bir süre kala akla şahane bir fikir geliyor, bu fikri bulan “kabilenin en zekisi” ödülünü kazandı ama maç sonunda bu ödülü haketmediğini muazzam dansıyla kanıtladı ya, o başka mesele.

*Pankartı nasıl soktuğumuzu da buraya açık açık yazmayalım, merak edenler öğrenirler bir şekilde

bu sürede yayın aracının yanına yanaşıp maç izlemeler, siz giremediniz mi maça soruları, yoo biletimiz var ama girmedik cevapları, siz galiba manyaksınız bakışları yayın aracından derken biri geliyor kapıdan yarelel yarelel. Sallıyoruz pankartı çantaya, katlaya katlaya. biz de devre arasında mavinin en çirkin, en küfür tonuyla ufak bir gerginlik yaşayarak giriyoruz içeri, arkadaşlar soruyor: “Nerede kaldınız, pankart nerede?”. çanta geliyor, devreden önce “Nerede açsak”, “Nasıl tutsak” (özgür tutsak diyesimiz geldi bir anda), “Müdahale olursa şöyle yapıyoruz” derken olduğumuz yerde pankartı açtık, etrafımızdaki insanlar pankartı sahiplendi görüşleriyle ki bu da gurur verici bir noktaydı, diğer arkadaşlardan pek ses çıkmasa da.

Ne demiştik;

ÖZGÜR FİLİSTİN, ÖZGÜR TARAFTAR!

Aynen, her zaman…

Ya Basta (Yeter Artık): Adalet İstiyoruz Hemen…

27 Mayıs 2010 by admin

Kombine alın diyorsunuz, alıyoruz.

Her yıl çıkan formalardan alın diyorsunuz, alıyoruz.

Fenerium ürünleri tüketin diyorsunuz, tüketiyoruz.

Destek verin diyorsunuz, biz zaten hep destek tam destek diyoruz.

Karşılıksız sevgimizi ifade edebilmek için günlerce emeklerimizi seferber ediyoruz, ailemizden, sevdiklerimizden, çocuklarımızdan, gündelik yaşantımızdan çaldığımız zamanları sadece sarı-lacivert renk aşkına harcıyoruz.
Kurumsallaştık diyorsunuz, daha önce işten atmış olduğunuz anonsçunun yerine adam almadığınız için “kurumsal skandal” yaşayıp, hiçbir taraftarın katlanamayacağı “sanal şampiyonluk sevincini” bize yaşatıyorsunuz.

Bizi deplasmanda yalnız bırakmayın diyorsunuz. Evimizin, ailemizin bütçesinden kestiğimiz anormal bilet fiyatlarını ödeyerek geliyoruz. Gittiğimiz yerde emniyet güçlerinin her tür aşağılamasıyla karşılaşıyoruz. Olur bunlar diyorsunuz.

Trabzonspor maçında, hiçbir şekilde taraftardan kaynaklanmayan skandallar sonucunda olaylar çıkıyor, sarı-lacivert taraftarların payına biber gazı, cop ve aşağılama düşüyor. Sonra, yönetimimizin olayın baş aktörü emniyet güçlerine “resmi” teşekkürünü okuyoruz, “resmi” sitemizden.

Artık yeter.

Halkın takımı Fenerbahçe kimliğini, Fenerbahçe taraftarının duruşunu törpülüyorsunuz farkında mısınız?

Gözaltına alınan ve tutuklanan renktaşlarımızın oradaki 51.990 kişiden ne farkı var?

İstediğiniz transferi yapın, istediğiniz branşta şampiyonluğa oynayın, taraftarınız ile gönül bağı koparsa halkın takımı Fenerbahçe artık aynı “büyük” Fenerbahçe olur mu?

Fenerbahçe taraftarının şu an gönül bağında tutuklanan o 7 renktaşımız var.

Tutuklanan 7 renktaşımız derhal serbest bırakılmalıdır. Küfürleriyle, biber gazı ve coplarıyla olayı alevlendirenlerin görüntüleri de incelenmelidir. Esas suçlunun ortaya çıkmadığı yerde taraftar tek suçlu ilan edilemez.

Söylediklerinin tersini yapanlarla, sözünün arkasında olanlar herkes tarafından artık biliniyor.
Sadece ADALET istiyoruz.

Her şeyin farkındayız, konuşulacak günü bekliyoruz.

Kupa finali yolculuğu

07 Mayıs 2010 by admin

Soğuk bir gece yarısında toplanıldı Yoğurtçu Parkında…

Lacivert ve soguk bi gecede, “Fenerbahçe sevgisini Sarı’nın kendini olabildiğince hissettirdiği Şanlıurfa’dan yansıtıcaktık bu Dünya’ya.. Yakmadan önce son birkez daha anlatıcaktık aşkımızı dosta, düşmana..” bunun hayaliyle kızarıyordu sigaramızın ucu, görünmüyordu yolumuzun ucu bucu…

01:55 otobüsündeki yerimizi alıp Sabiha Gökçen havaalanına gidip daha sıcak bir ortamda sabahlayacaktık..Makara muhabbet, uyuklama faslı derken ilk hedefe ulaşmıştık.
Günün ilk ışıklarıyla beraber biz de yükseliyorduk göklere ve Adana’ya kadar hiç durmayacaktı bu kafile.. Nitekim sabah 8-9 arası Adana’ya ulaşmıştık ve hava limanının hemen önünden otobüse binildi. İnceden inceden akıyorduk Şanlıurfaya, güneş kendini biraz daha hissettiriyordu camları kaplayan perdelerin, Urfa yolunu kaplayan dağların ardından.
Şehrin dört bir yanı “Seni Seviyoruz Trabzonspor”vb. bilimum Kardeşlik (!) pankartlarıyla süslenmişti.
Güldük geçtik, yolumuza devam ettik.

Ufak bi yemek organizasyonunun ardından GAP ARENA’ya doğru ilerliyorduk. Artık Şanlıurfada’ydık, sevdamız yüreğimizde, umutlarımız avuçlarımızın içinde ve yumruklarımız göklerde; şarkılarınsa dilimizdeydi Fenerbahçe.. ve Trabzon kafilesinin ardından “Nasıl Koydu Aykut Kocaman?” tezahuratını sinsi bir tebessümle söyleyerek ilerliyorduk…

Maç oynandı ve bitti, kupa yine ellerimizden gitmişti…

Tribünlerimiz güneş ışığına ve onun getirdigi olağanüstü sıcağa ramen gayet iyiydi
Aslında herşey çok iyiydi, bir tek sahada kötü olan bi futbol takımımız vardı, şu teneke zımbırtısı bu sene adaletli bi seçim yaptı ve hak edenin tarafına gitmeyi tercih etti.. Trabzonspor’u tebrik ederiz.

Moraller bozuk, “kesin büyü var.”, “lanetli bu kupa, haram bize haram!” gibi serzenişlerle ilerliyorduk fakat bir çoğumuz da alışmıştık bu alışılagelmiş sonuca normal ve soğukkanlı karşılamıştık.

Otobüsle şehir merkezine inip hem akşam yemek ziyafeti çekip hem de Balıklı Göl’ü görecektik.  Yemegimizi yedikten sonra kendi çapımızda restorantın avlusunda oturduk ve yukarda yapılan sıra gecesine eşlik ettik.  Grup CK ile birlikte içimizi döktük, eğlendik, türküler söyledik… Daha sonra Balıklı Göl gezisinden sonra Adana yollarına düşüyorduk otobüsü beklerken yanımıza yanaşan bi dayı ‘Şanlıurfa Fenerbahçelidir, halk Fenerbahçelidir bunları yapanlar gerçek Urfalılar degildir, kupayı kaybettik üzülmüyorum da bunları görünce üzülüyorum’ demesi herşeyi bir daha açık açık ortaya koyuyordu, dönüş vakti gelmişti artık iyisiyle kötüsüyle Şanlıurfaya veda ediyorduk..

Meşakkatli bir dönüş yolu bizleri bekliyordu, bestelerle laylay yaparak geçti Adana’ya kadar yol.
Yine sabahlayacaktık, bi çaybahçesinde oturup uzun süre herkes kendi arasında makara muhabbet yaparak vakit geçirdi daha sonra Adana hava limanına gidip uyumayı tercih edenler oldu
Bir şekilde sabahladık, yine güneş doğdu, karanlık kayboldu ortadan.
Güneşle beraber biz de uçakla yükseliyoruz gökyüzüne, üzerimizde yine çubuklu formalarla…
Fenerbahçe bu ülkenin en büyük gerçeğidir, güneşin doğması kadar normaldir şampiyon olması…
Güzel ve güneşli günler bizim olsun…

Hafta sonu Ankara’ya deplase oluyoruz, esas kupayı müzemize getirmek için…

VamosBien

Fenerbahçe Tribün Birliği Bildirisi

15 Nisan 2010 by admin

Fenerbahçe tribünlerinde yer alan belli başlı gruplar olarak, bu sezonun ikinci yarısında bir araya gelerek oluşturulan ”Fenerbahçe Tribün Birliği” çalışmalarına devam ediyor. Bu çalışmalar kapsamında Fenerbahçe Tribünlerinden sorumlu İstanbul İl Emniyet Müdür Yardımcısı ile bir toplantı gerçekleştirildi.Tribünlerimizden sorumlu İstanbul İl Emniyet Müdür Yardımcısının katılımıyla gerçekleşen toplantıda, tribünler ve emniyet birimleri arasındaki iletişim tüm yönleriyle masaya yatırıldı.

Kanunları uygulamakla yükümlü emniyet birimlerinin ve amacı Fenerbahçe’ ye destek vermek olan bizlerin sorumluluklarının detaylı olarak irdelendiği toplantıda, huzurlu bir tribün yapısı için ilerleyen dönemde karşılıklı anlayış esasına dayalı bir ilişki tesis edilmesinin gerekliliği ön plana çıktı.Kendi sahamızda oynanan son Kayserispor maçında çıkan olayların da tüm yönleri ile değerlendirildiği toplantı, fikir alış verişi ile sonlandı.

Bu toplantıdan bağımsız olarak şunu belirtmek isteriz ki ;

Otokontrol sistemimizi sorgulamamızın ve geliştirmemizın gerekliliği bir kez daha karşımızda. Özellikle futbolda şampiyonluk sürecine girdiğimiz bu dönemde, haklı veya haksız sebeplerle çıkan olayların büyük çarpıtmalar sonucunda kulübümüz aleyhine kullanılmak istendiği hepimizin bildiği bir gerçektir. Başta basının büyük bir bölümü olmak üzere, çeşitli kesimlerin kulübümüzü zarara uğratabileceği durumlara mahal vermemek bizlerin taraftarlık anlayışına yakışacak en önemli ayrıntıdır.

Pazar günü kendi sahamızda oynayacağımız ve şampiyonluk yolunda oldukça önemli bir viraj niteliği taşıyan Beşiktaş maçı, bu bağlamda ayrı bir önem taşımaktadır. Gerek tribün gruplarımızın, gerekse maça gelecek münferit taraftarlarımızın bu maçın önemini kavraması istenilen sonucun gelmesine yardımcı olacaktır. 90 dakika boyunca verilecek pozitif ve sabırlı destek, şampiyonluk yolunda futbolcularımıza ayrı bir güç katacaktır.

Birlik ve beraberlik içerisinde verilecek desteğin sonunda, şampiyonluğun geleceğine olan inancımız tamdır.

Kamuoyuna duyurulur.

Saygılarımızla,

Fenerbahçe Tribün Birliği

Seyirci değil taraftarız

06 Nisan 2010 by admin

Hayatı sevmeyen, kulübünü nasıl sever? Yanlışa direnmeyen, doğruya nasıl ulaşır?

Seyirci ile taraftar arasında önemli bir ayrım var. Seyirci maçı “izlemeye”, hoşuna gitmeyen bir durum gördüğünde tepki göstermeye, hayatındaki sorunların etkisiyle hırsını sahaya yönlendirmeye geliyor çoğunlukla. Taraftar ise evine geliyor, müdahil olmaya, değiştirmeye geliyor. Asırlar önce, arenalarda gladyatörleri izleyenler, şimdi modern kıyafetleriyle antik bir oyunu izlemeye devam ediyor. Taraftar ise, sevdasının peşinde, her türlü olumsuzluğa karşı birlik duygusuyla mücadele etmeye çalışıyor.

Beraber yaşamayı öğrenmeliyiz. Türkiye’de genel bir davranış biçimi haline gelen diğerine saygı gösterme eksikliğinin ve güçlenen tahammülsüzlüğün stadımıza da yansımaya başladığını üzülerek gözlemliyoruz. Armanın ruhununa sahip çıkmış Sarı Melekler’i selamlayan bir pankartın, iki üç dakika açılması, bitmekte olan bir futbol müsabakasının üç dakikasındaki seyir keyfinden önemli olmalı. Fenerbahçe bir “spor” kulübüdür, bayrağını yüksekte tutanları selamlamayı fazla görmesin kimse. Sokakta, iş yerinde, evinde ya da okulunda tribünlerde açılan pankartları, kareografileri gururla sahiplenirken, uzak şehirlerdeki deplasmanlarda Fenerbahçe’nin sesini duymanı sağlayanların sesini sahiplenirken, bunları gerçekleştirenlere en azından saygı gösterilmeli.

Emniyet kuvvetleri, statta, aslında orada hiç olmamaları gerekli, bir görevle bulunuyorlar. Onların görevi her olayda saldırmak değildir. Onların görevi bir zulüm enstrumanı olmak da değildir. Belirli bir çizgileri vardır ve yurttaşlara karşı sorumludur. Onlar hakim değiller, yargıç değiller, sosyolog değiller, psikolog değiller. Pek hoşlanmasalar da, karşılarında armasına emek veren ve beraber hareket eden Fenerbahçeliler vardır ve kolluk kuvvetleri tüm yurttaşlara saygı göstermeyi öğrenmeliler. Hem statta hem de hayatın içinde…

Birlikte yaşamak insanca bir yaklaşımdır. Kale arkası tribünler başta olmak üzere bilet fiyatlarının pahalılığı karşısında sesimizi yükseltirken, tribünlerin halka ait olduğu düşüncesini sürekli dile getirdik. Stada gelirken, orada kimler var, neler yapıyorlar, neler yapmışlar, amaçları nedir, öğrenme zahmetine girilmeli, sadece izleyen bir kitle olmaktan çıkıp, en azından taraftar gruplarının yaptıklarına saygı göstererek desteklemeli. Orada sadece bireylerin kişisel istekleri yok, Fenerbahçe desteği dışında başka hiçbir şeyin anlamı yok. Birlikte hareket eden tribünlerin yarattığı ortak bir enerji var, Ece Ayhan’ın dediği gibi, “akkor” bir duygu var.

Yaşanan süreç, doğum sancılarıdır. Yeni günlerin, yeni söylemlerin doğumudur. Birlikte hareket eden tribünlerin çıkardığı sestir. Ve o ses, her alanda Fenerbahçe için mücadele ederken, yaptıklarına gölge edilmesin, sadece saygı duyulsun istiyor.

Kendimiz sorduk, herkes cevaplasın: Hayatı sevmeyen, kulübünü nasıl sever? Onun için yollara düşenleri anlamaya başlayarak, kulübüne sahip çıkarak. Yanlışa direnmeyen, doğruya nasıl ulaşır? Bunun cevabını tarih vermiştir, zafer her zaman direnenin, mücadele edenin olacaktır, izleyenin değil. Sahada futbolcular, tribünde taraftarlar.

İslam Baba’yı yad ederek hatırlatmak isteriz ki, “Fenerbahçe’linin Fenerbahçe’yi sevmesi, bu ülkenin kıyametidir.” Çok seviyoruz, uğrunda çoğunluğa direnecek kadar, uğrunda sonuna dek gidecek kadar…

VamosBien

Kamuoyuna Duyurulur

05 Nisan 2010 by admin

arma-ve-gurur

Yaşanan olayların vahameti tarafımızdan görülmekle birlikte, bu olayın tüm boyutları gerek kendi aramızda yapacağımız görüşmelerde, gerekse kulübümüz nezdinde yapılacak somut girişimlerle değerlendirilecektir.
Olayların sebebini bilmeden, masa başı habercilik anlayışı ile bünyelerinde barındırdıkları Fenerbahçe düşmanlıklarını kusmaya yer arayan yazılı ve görsel basın şunu iyi bilmelidir ki; Fenerbahçe taraftarı oynanan oyunların farkındadır. Şampiyonluk sürecine girdiğimiz bu dönemde, bu olayları kulübümüz aleyhine koz olarak kullanmak isteyen felaket tellalları hakettikleri cevabı yine Fenerbahçe taraftarından alacaklardır.

Ayrıca Fenerbahçe Spor Kulübü tüm birimleri ile ülke sporunda öncü olmayı kendisine ilke edinmiştir.Sporun her dalında şanıyla yürüyen böylesine büyük bir camianın taraftarını yok saymak kimsenin haddine değildir.Karşılıklı saygıyı her zaman ilke edinen bir taraftar kitlesinin, yasaları hiçe sayan illegal örgütlerden daha ağır baskılara maruz kalması kanun ve nizamlara olan saygınlığı yok etmekten başka bir işe yaramamaktadır.

Şampiyonluğa gidilen mevcut süreçte dış kaynaklı sorunlar göz önündeyken, içeriden doğacak suni sorunlara neden olmak tüm birimleri ile camiamızın önünde engel oluşturacaktır.Bu nedenle maç seyretmeye gelen taraftarlarımızın, Fenerbahçe uğruna harcanan yoğun emekleri göz ardı etmemesi ve yapılan çalışmalara destek vermesi Fenerbahçeliliğin gereklerinden birini oluşturacaktır.

Son olarak şunu belirtmek isteriz ki;

Yaşananları Fenerbahçe taraftarı arasında çatışma varmış gibi gösterenlere inat, birlik ve beraberliğimiz her geçen gün daha büyük adımlarla pekişmektedir.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Fenerbahçe Tribün Birliği

Zamanı esnetenler

15 Mart 2010 by admin

Sivas ve Manisa’nın ardından yollarımız Ankara’ya düşüyordu bu sefer.

Yine mi yağmur dediğimiz anlarda güzel bir gün karşımıza çıktı Cumartesi sabahı. Sabah erkenden çıkılacaktı yola ki ama nerde.. Yine esnetmiştik zamanı…

Otobüse binildiği andan itibaren eğlencede başladı diyebiliriz. Manisa’nın aksine yapılan erzaklar, Ferhat Abi’den çıkan bal kaymaklar,onlar bunlar.Bir de yeterli miktar da su alsak şu otobüse…

Otobüse binildikten sonra ilk durak İzmit’ti… CK’dan Asker Ali’yi ziyarete gidilecekti.

Eğlenceli bir ziyaretin ardından tekrar otobüslere binildi. İlk hedef kahvaltı için uygun bir yer bulmaktı ve Sivas’a giderken de yollarını aşındırdığımız Evliyaoğlu’na tekrardan giriş yaptık… Herkes yiyeceğini alırken o da ne; Ferhat Abi’nin bal kaymaklar bir anda ortaya çıktı ve gençlere kanlarının daha deli akması için verdi enerjiyi…

Karınlar doyup, nevaleler yenilendikten sonra burdan sonraki ilk hedef Ankara olarak gösteriliyordu ki taa ki 1907 Gençlik’ten CK’ya gelen maç teklifine kadar… Artık ilk hedef Bolu’daki sahaydı.

Taraftar desteğinin fazla olduğu ekip her ne kadar CK olsa da Gençlik maçı alıp götürdü.Bizde buradan 1907 Gençlik’i tekrar tebrik ediyoruz.

Maçtan sonra Ankara yollarına tekrar düşüldü ve hedefe sonunda varıldı.

Tribün ne kadar iç açıcı olsa da sahadaki futbol ve sonuç malesef böyle değildi. Alınan 1 puanla tekrardan İstanbul yollarına dönüş başladı.

Otobüse atılan yorgun bedenlerin bir kısmı uyumayı, bir kısmı sonucu unutup eğlenmeye çalışmayı tercih etti.

Bir teşekkür de bizi Ankara yollarında da yalnız bırakmayan Cefakâr Kanaryalar’a… Sonuç ne olursa olsun sizin de arkanızdayız her zaman …

Haftaya Kadıköy’deyiz, inadına isyan demek için…

Higuyi

VamosBien

Başsağlığı - Onur Ayaydın

10 Mart 2010 by admin

Gencecik insanlar adres sormayan kurşunlara, mayınlara hedef oluyor. GFB üyesi, kardeşimiz Onur Ayaydın’ın Hakkari’de araziye döşenen bir mayın nedeniyle hayatını kaybettiğini derin bir üzüntüyle öğrendik. GFB’ye, ailesine ve yakınlarına sabır dileriz.

Kurşunların, mayınların olmadığı barış dolu bir dünya temennisiyle hepimizin başı sağ olsun.

Vamos Bien


Başsağlığı - Enver Çom

10 Mart 2010 by admin

2006′ da beraber başladığımız yolculuk ne yazık ki bu gece sona erdi.
Birçok abim, kardeşimle tanıştığım gibi yine ortak Fenerbahçe sevgimiz tanıştırmıştı bizi ve
omuz omuza olmamızı sağlamıştı.
Bazen pankartları karalarken, bazen otobüste sevdamıza giderken, bazen tribünde
sevdamızı haykırırken.  Hep omuz omuzaydık…
Enverimiz yoğun bakımda süren savaşını malesef kaybetti.
Tribünde başlayan bu kardeşlik maalesef bir trafik kazasıyla son buldu.
Gerçi son bulduğu yok, farklı dünyalarda olsa da yine beraberiz.
Biz yine bundan sonra da hep omuz omuzayız be Enver’im…
Higuyi

Vamos Bien olarak üyemiz Higuyi ile aynı duygular içinde GFB ailesinin acısını paylaşıyor, merhumun ailesine ve yakınlarına sabır diliyoruz. Hepimizin başı sağolsun.
Vamos Bien

Advertise Here
Advertise Here

RSS Vamos Bien forumdan...

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.